Ağzı Çiçekli Adam

Karameladan daha tatlı
Epitelyoma, epitelyoma
Ölüm, anlıyor musunuz? Ölüm geçti.
Ağzımın kıyısına yapıştırdı bu çiçeği
Al bunun sekiz on ay sonra ‘yine geleceğim’ dedi.

İzin verinde anlatayım. Ölüm, bayım ölüm birden üstümüze konduğunu fark ettiğimiz şu garip, iğrenç sinelerden biri gibi olsaydı..Biri yoluna gidiyor, yoldan geçen bir başkası onu durduruyor ve sakınarak, iki parmağını uzatıp ‘Bağışlayın, izninizle sayın bayım üstünüze ölüm konmuş’ diyor ve o iki parmağıyla yakalayıp atıyor..Ne güzel olurdu! Ama o iğrenç sineklere benzemez ki ölüm. Sokaktan geçenlerin kim bilir kaçının üstündedir de görmezler, yarın, ertesi gün yapacaklarını düşünürler sakin içleri rahat.
…Sayın bayım buraya gelir misiniz biraz?
…Buraya, lambanın altına..gelin,gelin…Bir şey göstereceğim size…Bakın, şuraya, bıyığın altına…Çiçeğe benzeyen bir kabarıklık var gördünüz mü? Adını biliyor musunuz? Ah, çok tatlı bir adı var…Karameladan daha tatlı. Epitelyoma diyorlar. Epitelyma..Ölüm, anlıyor musunuz? Ölüm geçti. Ağzımın kıyısına yapıştırdı bu çiçeği. Al bunu, sekiz on ay sonra yine geleceğim, dedi. Siz söyleyin şimdi, o zavallının istediği gibi sakin, evde oturabilir miyim ben?
‘Seni öpmemi mi istiyorsunuz?’ diye haykırıyorum ona ‘Evet’ diyor, ‘Öp beni’ Ne yaptı biliyor musunuz, geçen hafta? Bir toplu iğneyle dudağını kanattı, sonra başımı yakalayıp öpmek istedi beni..Ağzımdan..Benimle birlikte ölmek istediğini söylüyor. Deli. Durmuyorum evde. Dükkan vitrinlerinden genç tezgahtarları seyredip hayran olmam gerek benim. Çünkü anlıyorsunuz, bir an boş kalırsam…Anlıyorsunuz değil mi? Hiç tanımadığım birini öldürebilirim…Sizin gibi talihsizlik sonucu treni kaçırmış birini vurabilirim, tabancamı çıkartıp…
Yok, yok korkmayın sevgili bayım, şaka ediyorum! Gidiyorum,gidiyorum. Kendimi öldürürüm, öldürürsem…Bir iyilik yapın bana, olur mu? Yolda rastlayacağınız ilk çayırdan bir demet ot koparıp sayın. Kaç ot varsa demette, o kadar günüm kalmış demektir. Kalınca bir demet olsun ama, ne olur…İyi geceler, dostum.