Backman

Albayım? Beni duyuyor musunuz albayım? Size rüyamı anlatmak istiyorum albayım. Her gece gördüğüm bir rüyayı. Tüyler ürperten bir çığlıkla uyanıyorum her defasında. Çığlık atanın kim olduğunu biliyor musunuz? Ben kendim, albayım, bizzat ben. Gülünç değil mi albayım? Sonra bir daha uyku girmiyor gözüme. Her gece albayım, düşünün bir kere, her gece uyanık kalmak. Bu yüzden yorgunum albayım, feci halde yorgun. Dinliyorsunuz değil mi albayım? Bir adam var kısilafon çalıyor.Çılgınca bir ritimle. Çalarken de terliyor adam, zira alışılmamış derece de şişman biri. Dev bir kısilafon çalıyor. Adam her vuruşta kısilafonun önünde bir sağa bir sola koşuşturuyor. Bu sırada terliyor hep. Zira adam gerçekten de çok şişman. Fakat işin garip tarafı, ter değil çıkan, ter diye kan çıkıyor, buram buram, koyu bir kan. Ve bu kan pantolonunun her iki kenarından iki geniş kırmızı şerit halinde aktığı için, adam uzaktan bakıldığında bir generale benziyor. Adeta bir general. Ve o zaman kandan şeritleri olan general bana diyor ki: ‘Assubay Backman, sorumluluk size ait! Sağdan sola saydırın.’ İşte o zaman sırıtan milyonlarca iskeletin, yarım insanın, kemik yığınlarının önünde üzerimden sorumlulukla kalakalıyorum. Backman diye kükrüyorlar. Assubay Backman! Durmadan Backman diye bağırıyorlar. Bu yabancı, soğuk ve muazzam kükreyiş çığ gibi büyüyor, arttıkça artıyor, yaklaştıkça yaklaşıyor ve en nihayet öylesine büyüyor, öylesine insan boğan bir boyuta ulaşıyor ki artık nefes alacak halim kalmıyor. O zaman bağırıyorum işte. Gece yarısı avazı çıktığı kadar bağırıyorum. Ahhh! O zaman kendi sesime uyanıyorum. Her gece! Artık bir daha uyku girmiyor gözüme, sorumluluk benim üzerimde kalıyor çünkü. Sorumluluk bana verilmişti ya! Evet bendeydi sorumluluk. İşte bu yüzden, size geldim albayım, en nihayet tekrar uyuyabilmek istiyorum. Bu yüzden, sırf tekrar uyuyabilmek için size geldim. Sorumluluğu. Sorumluluğu geri getirdim albayım. Şimdi savaş sona erdi, simdi uyumak istiyorum, artık size geri veriyorum sorumluluğu albayım. Onu üzerimde taşımak istemiyorum artık. Size geri veriyorum albayım. Sorumluluk denen şey yalnızca bir kelime. Sağ kalanlar hesap soruyorlar. Her gece soruyorlar albayım. Uyanık bir halde yatağımda yatarken geliyorlar ve soruyorlar .Hepsi karanlığın içinden fısıldıyorlar:’ Assubay Backman, babam nerede? Kocamı ne yaptınız? Assubay Backman, oğlum, erkek kardeşim neredeler? Nişanlım nerede, Assubay Backmann? Nerede Assubay Backmann? Nerede? Nerede?’ Ya sizinkiler kaç kişi albayım? Bin mi? İki bin mi? İyi uyuyor musunuz albayım? Sizin iki bininize benim on birin sorumluluğunu da ilave etmemin herhalde bir sakıncası yoktur. Eğer sorumluluğu geri almak lütfunda bulunursanız, bende nihayet uyuyabilirim. Şöyle tam bir gönül rahatlığıyla uyuyabilirim artık. İç huzuruyla. İşte böyle. İç huzuru albayım! Sonra da uyku çekmek.Aman tanrım!