Kanlı Nigar

Bana kızıyorsunuz değil mi? Ayıplıyorsunuz beni. Haklısınız, ben de utanıyorum zaten sizden. Ama ne yapalım işim bu benim, mesleğim. Niye bu kötü yola saptın, niye Kanlı Nigar oldun diyeceksiniz değil mi? İnanın istemezdim ben de. Hiç kimse Kanlı Nigar olmak istemez. Hiç bir kız büyüsem de kötü bir kadın olsam demez. Her genç kızın hayallerinde namuslu bir koca ve patiska perdeleri mis gibi sabun kokan şirin bir evcik yaşar. Ama ama… Ama gözümü zengin bir konakta açtım. Köyümden, tarlamdan tam altı yaşında ayrılmıştım. Hatırladığım ilk şey adımın bitli Nigar olduğudur. Halbuki ne Nigarmışım, ne de bitli. İsmimi küçük hanım değiştirmiş. Saçlarımı da büyük hanım dibinden kazıtıp, kafama kırmızı tozlar sürmüş olmuşum Bitli Nigar. Koca evin tek sorumlusu, her hadisede tek kabahatlısı bendim. Küçük bey babasından para çalardı, gel Nigar! Şişko baldız köfteleri yerdi, gel Nigar! Kedi ciğeri kaptı, soba tüttü, horoz ürktü, saka gelmedi, musluk akmadı, kuş kaçtı, süt taştı, dam aktı, çocuk sarktı, bardak kırıldı, yemek ekşidi, yağmur yağdı, yağmur yağmadı, gel Nigar, gel Nigar, gel Nigar! Uğursuzmuşum, küçük hanımdan elimi elime iğne, büyük hanımdan kafama kafama muşta, küçük beyden kıçıma kıçıma çimdik, kedi bile başkalarına kızar gelir beni tırmalardı. Az çekmedim ben o evde. Ama, boyum serpilip, şuralarım ve dilim sivrilmeye başlayınca işler değişti. Bitli Nigar gitti, yerine oh yavrum Nigar, iki gözüm, evladım Nigar, öz kızım Nigar geldi. Gelmez olsaymış. Bir ağustos gecesiydi, on üç yaşındaydım, sabahtan akşama kadar dünyanın çamaşırını yıkayıp sıkmaktan yorulmuş, yatağıma ölü gibi serilmiştim.
– Hı! Beyefendi? Yapmayın beyefendi.Ne olursunuz yapmayın.Beyefendi kıymayın bana, Allah aşkına, Allah aşkına merhamet edin.Beyefendi, beyefendiciğim, merhamet! Ben sizin öz kızınız değil miyim?
Duyulduğu zaman bir hafta dayak yedim, aç bırakıldım ve bir sabah sokağa atıldım. Allah razı olsun komşumuz sofu Ayşe Hanım’dan, ona sığındım. ‘ Aa, kızım, şeriat var, kanun var, zaptiye var, hakkını ara!’ dedi. Koynumdan beşibirliklerimi alıp, karakola yolladı beni. Zaptiye baba adammış.’Geç içeri ifadeni alsınlar!’ O gece sabaha kadar ifademi almayan kalmadı. Alıştım sonunda ifade vermeye. Şimdi sıra bende. Ben dünyanın ifadesini alıyorum. Hem de şurada, yıllar evvelki aynı evde ve artık ağlayan, merhamet dileyen zavallı bir kız değilim. Dünyanın anasını satan Nigar’ım. Cihan yandı, Kanlı Nigar!