Nina

Neden bastığım toprakları öptüğünü söyledin bana? Beni öldürmek gerek…
Öyle yorgunum ki… Dinlenebilsem… Birazcık dinlenebilsem!..
Bir martıyım ben… Yok, değil. Aktristim. Ah, evet! ( Arkadina ve Trigorin’in gülüşmelerini duyarak kulak kabartır. Sonra kapıya doğru koşarak anahtar deliğinden bakar) O da burada demek!..
(Treplev’e dönerek) Eh, iyi… Ne yapalım… Evet… Tiyatroya inanmıyor, hayallerimle alay ediyordu… Böylece ben de inancımı yitirdim yavaş yavaş, hevesim kalmadı… Sonra aşkın getirdiği sorunlar, kıskançlıklar, yavrum için duyduğum sürekli korku… Ufaldım… Zavallılaştım, boş bir kalıp gibi oynamaya başladım sahnede… Ellerimi nereye koyacağımı bilemiyor, ayakta düzgün durmayı beceremiyor, sesimi denetleyemiyordum… İnsanın çok berbat oynadığını hissetmesi ne korkunç şeydir bilemezsiniz!
Bir martıyım ben. Yok, değil.
Anımsıyor musunuz, bir martı vurmuştunuz. Günün birinde bir adam geliyor, görüyor onu ve yapacak başka bir işi olmadığından kıyıyor ona… Küçük bir hikaye konusu… Yok, bu da değildi söylemek istediğim… (Alnını ovuşturur) Ne diyordum?.. Sahneden söz ediyordum, evet. Şimdi öyle değilim artık… Şimdi gerçek bir aktristim, zevk duyarak, coşkuyla oynuyorum; kendimden geçiyorum sahnede ve çok güzel olduğumu hissediyorum… Burada olduğum şu günlerde de yürüyorum hep, yürüyor ve düşünüyorum… İçimdeki bir gücün gelişip büyüdüğünü hissediyorum gitgide. Kostya, yazmışız, ya da sahnede oynamışız fark etmez, anlıyorum ki, bizim bu işlerde başta gelen şey, parıltı şöhret filan gibi benim hayal ettiğim o şeyler değil, sabredebilme yeteneğidir… Kaderine katlanmasını bil ve inançlı ol… İnanıyorum ben ve o kadar çok acı çekmiyorum şimdi… Bir görevim, bir amacım olduğunu düşündüğümde, hayattan korkmuyorum…