Şerifin Karısı

Ne hainsiniz siz erkekler..Taze ağaç kesilir mi? Hiç vagonla ağaç bir mi? Biri Allah yapısı, ötekisi kul yapısı…Babamın evinde bir ağaç vardı.Bir kiraz ağacı.Pıtrak pıtrak, şu irilikte, ateş kırmızısı kiraz verirdi.Küpe yapar,

kulağıma takardım.Yakut parçaları gibi…Babam ağacın üstüne titrerdi.’Bir kızım sen, bir kızım da o’, derdi bana…Hep bilirdik.Vasiyeti vardı.Öldüğü gün ağacı kestireceğiz, tabutunun kollarını kirazın tahtasından yaptıracağız.Sonra, hani İstanbul’da bir büyük kış oldu.
Geceleri bozacılar bile mahallelerden geçemedilerdi…Kar kıyamet, fırtına tipi.Kapıları açamaz olduk.Babam, pencerenin önünden ayrılmaz, gözleri bahçede, kirazda.Dondu mu, donuyor mu? Evin içinde hasta varmış gibi, herkeste surat asık.Derken, lafı uzatmayayım, bir sabah kalktık, bir de ne görelim?O canım gelin gibi ağaç belinden kırılmış, boylu boyunca karların üstünde yatıyor.Babam deliye döndü.Yemekten kesildi.Kırk gün kimselerle konuşmadı.Cuma namazlarına bile gitmedi.Sonra kar kalkınca, kirazın en kuru dalından bir çubuk yaptırdı kendine.Öteki parçalarını da bahçeye, tekirin yanına gömdük…İşte o gün bu gündür, bir ağaçtan yaprak düşse, benim içim burkulur…

Oyunun Adı: Yolcu
Oyunun Yazarı: Nazım Hikmet